Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara °C

Klimanın olmadığı eski zamanlarda evler nasıl soğutulurdu?

Hava soğutma sisteminin henüz kullanılmadığı yani 1902’den önceki zamanlarda, bunaltıcı sıcaklarla baş etmek için insanoğlu çok çeşitli yöntemler geliştirmişti.

Klimanın olmadığı eski zamanlarda evler nasıl soğutulurdu?
📢 Üye olmadan dosya (gold hariç) indirebileceğinizi biliyor musunuz? Youtube sayfamıza abone olduktan sonra istediğiniz içeriğe yorum yazabilir veya hızlı dönüş için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Peki, insanoğlu halihazırda günlük hayatta sıkca kullanılmakta olan klimalardan önce soğutma için ne kullandı? Herhalde uzun sıcak yaz dönemi boyunca hayatları dayanılmaz bir hale geliyordu. Yoksa öyle değil miydi?

Gün be gün gelişmekte olan modern teknoloji öncesinde ısı dağılımını ve ısı yalıtımını en üst düzeye çıkarmak konusunda en çok tercih edilen yöntem, evleri bölgesel iklime uygun olarak tasarlamak olmuş. Günümüzde ısı ile ilgili tüm problemler basit bir şekilde aşıldığından geçmişte üzerlerinde titizlikle durulan hususlar bugün göz ardı edilmekte. Teknoloji bugünkü kadar gelişmemişken bile insanlar çok daha akılcı, oldukça yaratıcı ve doğaya karşı daha nazik çözümler bulmayı başarmışlardı. Peki neydi bu doğa ile barışık çözümler ve teknikler?

İklime Uygun Tasarım

Evler, güneş ve rüzgârın hareketine dikkat edilerek inşa edilirdi. Rüzgârın ve güneşin gün içerisindeki hareketi, odaların evlerdeki konumunu belirlerdi. Odaların doğrudan güneş almamasına bilhassa özen gösterilirdi. Bununla birlikte odanın verimli bir şekilde havalandırılabilmesi için rüzgârın doğal akış yönü de göz önünde bulundurulurdu.

Serinlik Kuyuları

Oldukça fazla kullanılan bir diğer serinletme yöntemi, yer altına açılan basamaklı/kademeli kuyulardır. Bu kuyuların tabanında su bulunması ve kuyunun güneşten uzak olarak yapılması kuyu boşluğunun serin olmasını sağlar. Bu serin boşluk sayesinde üzerindeki odalar da serinletilirdi.

Gölgeleme

Son derece yakıcı olan öğle güneşinin kesilmesi için çeşitli alternatif teknikler kullanılmıştır. İlk başlarda gölgeleme, ağaçlarla sağlanmaya çalışılmış ancak teknikler geliştikçe pek çok farklı yöntemler tercih edilmiştir. Konuyu bir örnekle açıklamak gerekise; evin etrafı komple opak levhalarla kaplanarak açık ve yarı açık alanlar elde edilmiştir. Geniş balkonlar ve pergola olarak adlandırılan delikli gölgelikler kullanılmıştır. Tarihte ilk kez Babür İmparatorluğu’nda (1526-1858) görülen, Osmanlı Mimarisinde de en güzel örneklerine rastlanılan cumba, binaların serinletilmesine katkı sağlayan uygulamalar arasında sayılabilir.

Yalıtım

Isı yalıtımı, binaların serin kalmasına ciddi manada katkı sağladığından, duvarlar ve evin çatısı ısıyı dışarıdan içeriye daha az aktaracak malzemeler kullanılarak imal edilmiştir. Yün, selüloz lifi ve cam lifi gibi malzemeler, duvarlar arasına sıkıştırılarak ısı alışverişi azaltılmıştır. Duvarlarda kullanılan toprakta iç mekânın serin olmasını sağlayan önemli bir yalıtım malzemesi olduğundan sıklıkla kullanılmıştır.

Doğal Havalandırma

Camların rüzgâr yönüne uygun olarak yapılması, odaların esintiyle soğumasına yardımcı olur. Karşılıklı iki duvarda birer adet tasarlanan pencereler veya odanın bir avluya açılması sayesinde elde edilen esinti, iç mekanların serinletilmesini sağlamak amacıyla kullanılmıştır.

Sıcak havanın odadan atılması için pencerelerin üst kısımlarında ve çatıda havalandırma boşlukları düşünülmüş ve bu boşluklar bırakılmıştır. Termodinamik yasası gereği ısınan hava yükseldiğinden bu boşluklar sıcak havanın mekânı hızla terk etmesine yardımcı olmuştur. Bu uygulamanın daha verimli bir şekilde çalışması için yapının zemin katına rüzgâr tüneli yapılmıştır.

Rüzgar bacası (manika) ve kerhiz

Eski evlerin bazılarında yukarıdaki yapıda görüldüğü gibi kuleye benzer bacalar görmüşsünüzdür. Bu bacaların temel misyonu, havada esen rüzgârı yakalayıp binanın içinde gezinmeye zorlayarak iç mekânın ferahlamasını, serinlemesini ve ısının transferini sağlamaktır. Rüzgâr bacalarının tam zıt mantığı ile çalışan yani sıcak havayı yer altı tünelinde belli oranlarda soğutarak iç mekanları serinleten mekanizmaya ise kehriz (qanat) denilir. Aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi hava dolaşırken soğur ve mekânın soğumasını sağlar.

Buharlı soğutma

Buharlaşarak vücudumuzu terk eden ter, vücudumuzdaki ısının da bir kısmını götürerek vücut ısımızın dengelenmesini nasıl sağlıyorsa aynı prensip bir mekânın soğutulmasında da geçerlidir. Özellikle yazın çok sıcak olan güney illerindeki çarşı esnafı işte tam da bu sebeple öğle güneşi geçer geçmez dükkanının önünü sulamayı bir alışkanlık haline getirmiştir. Aslında bilimsel boyutu bilinerek yada bilinmeyerek uygulanan bu yöntem öylesine faydalıdır ki modern soğutucular da bu prensiple çalışır.

Bu yöntemin en eski uygulamalarından biri antik Mısır’da karşımıza çıkar. Mısırlılar, yaşadıkları coğrafyanın kavurucu sıcaklarının etkisini hafifletmek için pencerelerinin önlerine ıslak sazlar yerleştirmişlerdir.

Su Kemerleri

Romalılardan günümüze kalan dahiyane bir mühendislik çözümü olan su kemerleri de serinletme amacı ile kullanılmıştır. Asıl maksadı temiz suyun yer altı şebekesi ile şehrin su ihtiyacını karşılaması olan su kemerleri, aynı zamanda duvarlara su pompalanarak evlerin içinin de ciddi manada soğutulmasını sağlamakta da kullanılmıştır. Ancak bu son derece pahalı bir yöntem olduğundan bu serinleme imkanından sadece şehrin elit kesmi yararlanmıştır.

Benzer İçerik: https://www.insaatim.com/bina-ve-tesisatta-isi-yalitimi/

Alıntı: http://interestingengineering.com

ETİKETLER: ,
Emrah Anıl Demir
Emrah Anıl Demir
Merhaba ben Emrah Anıl DEMİR. 2009 yılında  Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun oldum. An itibariyle Gazi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde yüksek lisans eğitimime, Anadolu Üniversitesi'nde Uluslar Arası İlişkiler  ve Atatürk Üniversitesinde Adalet Bölümünde eğitim ve öğrenim hayatıma devam etmekteyim.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.