Dolar 32,8670
BİST 11.067,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 31 °C
Az Bulutlu

Kendine hayran bırakan muhteşem tren istasyonları

Mükemmel tren raylarının üzerinden geçip şehirlerin en ünlü tren istasyonlarıyla tanışmak istersen işte bu yazımız tam sana göre.

Kendine hayran bırakan muhteşem tren istasyonları
📢 Üye olmadan dosya (gold içerikler hariç) indirebileceğinizi biliyor musunuz? Youtube sayfamıza abone olduktan sonra istediğiniz içeriğe yorum yazabilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Eşsiz güzellikteki tren yollarından geçip kentlerin en meşhur tren istasyonlarıyla tanışmak istersen bu yazımızı sonuna kadar okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Bu yazı dizimizde size Avrupa’nın en iyi ve en özgün tren istasyonlarını tanıtmaya çalışcaz. Şimdiden iyi okumalar dilerim.

1- Haydarpaşa-İstanbul

1906-1908 yılları arasında tarihi İstanbul-Bağdat Demiryolu hattının başlangıç ve ilk istasyonu olarak inşa edilen ve 1908 yılında Osmanlı halkının hizmetine sunulan Haydarpaşa Garı’nın, gar binası olarak kullanılması ve masalsı hikayesi taa 1870’li yıllara dayanmaktadır. 1871 yılında Haydarpaşa-İzmit arasında başlayan demiryolu çalışmaları o dönem için kısa sayılabilecek bir süre olan iki yıl içerisinde yani 1873 yılında tamamlanmıştır. Haydarpaşa Garı, adını Selimiye Kışlası’nın yapımında hatr-ı sayılır derecede emeği geçen Haydar Paşa’dan almıştır. Padişah III. Selim, kendi ismini taşıyan askeri kışlanın inşası sırasında büyük gayret gösteren Haydar Paşa’ya jest olarak bu semte ve civarına Haydarpaşa denilmesini uygun görmüştür.

Haydarpaşa Garı, bilindik Osmanlı mimarisinden oldukça farklıdır. İki Alman mimar tarafından yapılan Haydarpaşa, neo-klasik bir yapı olarak kabul edilmektedir. Toplamda 3 bin 836 metrekarelik bir alanı kaplayan Haydarpaşa Garı 5 katlıdır. Her biri 21 metre uzunluğunda 1100 ahşap kazık üzerine yapılmış olan bu tarihi binanın açık pembe renkli granit taşları Hereke’den özenle işlenerek getirtilmiştir. Gar’ın pencereleri ahşaptan ve dikdörtgen formda inşa edilmiş olup pencereler arasında dikdörtgen süs kolonları bulunmaktadır. Binanın deniz tarafında kalan bölümlerinde, binanın her iki ucuna denk gelecek şekilde tabandan çatıya doğru daralan dairesel kuleler mevcuttur. Binanın zemin ve asma katlarında Lefke – Osmaneli taşından özel cephe kaplamaları kullanılmıştır.

Osmanlı Devleti döneminde yük ve yolcu istasyonu olarak halk tarafından büyük rağbet gören Gar, demiryolu ağının genişlemesiyle Anadolu’nun içlerine kadar ilerlemiş bu sayede garın önemi ve kıymeti iyice artmıştır. Yapıldığı günden bu güne kadar birçok türk filminde yer alan, kavuşmalara, özlemlere ve ayrılığa tanıklık etmiş, İstanbul’un en güzel manzaralarından birine hayatında ilk kez buradan bakma fırsatı bulmuş insanların da çok iyi bildiği gibi Haydarpaşa Garı eşsiz ve çok özgün bir mimariye sahiptir.

2-Pancras-Londra

İngilizlerin toplumsal ve sosyokültürel algısında trenlerin, tren istasyonlarının ve tren yolculuklarının özel ve farklı bir yeri vardır. Bilhassa Sanayi Devrimi ve sonrasının en önemli göstergelerinden biri, medeniyetleşmenin ve zenginliğin başlıca simgesi olarak edebiyatta, sanatta, kültürel üretimin her alanında karşınıza çıkar. William Henry Barlow tarafından 1863’te tasarımı yapılan ve 1866’da yapımına büyük bir coşkuyla başlanan Londra Saint Pancras istasyonu Viktorya dönemine has mimarisiyle İngiltere’deki en güzel tren istasyonlarının başında gelir. Bu tarihi ve mimarlık harikası istasyon yapıldığı tarihten günümüze kadar savaşlar atlatmış, dünya savaşlarında cepheye giden ve dönemeyen nice askerin hüzünlü hikayelerinin başlangıc noktasını oluşturmuştur, Günümüzde ise Manş Kanalını kateden Eurostar’ın önemli lokasyonlarından biri olmas hasebiyle özel bir uluslararası konum elde etmiştir.

Bu tarihi istasyon adını inşa edildiği, eskiden bir kilise (St Pancras – Patron Saint of Children), bir mezarlık ve az sayıda evden oluşan küçük bir semt olan St Pancras’tan almaktadır. İngiltere için oldukça mühim olan istasyonun yapılması için bölgede birçok insan evinden olmuş ve adını veren kilise de sökülerek başka bir yere taşınmak zorunda kalmıştır.

BBC’nin bu istasyon hakkında yazdıklarına göre istasyonun temelleri kazılırken onlarca tabut ve beden çıkmış. Bu nedenle de inşaat beklenenden yavaş ilerlemiştir. İstasyonun özellikle demir ve camdan oluşan çatısı uzunca yıllar İngiltere’nin en görkemlilerinden biri olarak kabul edilmiştir. Hatta döneminin en büyük kapalı alanı olarak da tarihi kayıtlarda kendisine yer bulmuştur.

3-Atocha-Madrid

Atocha, İspanya’nın başkenti Madrid’in en büyük tren istasyonudur. Atocha – Aranjuez arasındaki ilk demir yolu hattı ünvanının sahibi olan bu istasyon, 1851 yılında açılmış ve açılır açılmaz da İspanya halkı tarafından büyük rağbet görmüştür. Günümüzde bu istasyon Cordoba, Toledo, Barselona ve Sevilla yönüne giden hızlı trenlerin ilk hareket noktası olarak hizmet vermektedir.

Bu istasyonu özel kılan bir diğer özellikde tropik bahçeyi andıran muhteşem görüntüsüdür. Yapıldığı dönemin mimari akımının yansımalarından izler taşıyan bu zarif istasyon sahip olduğu muhteşem bahçe konseptiyle dünya genelindeki çoğu istasyondan ayrılıyor. İstasyonun içerisinde yer ağaçların altında bulunan banklar ve bahçelerin yanına dizilmiş kafeler ise bir şehir parkını anımsatmaktadır.

Atocha istasyonu, maalesef 11 Mart 2004 tarihinde yaşanan terör saldırılarının düzenlendiği istasyonlardan biridir.

4-Gare Du Nord-Paris

Paris’teki Gare Du Nord (Kuzey Garı) yılda sahip olduğu 220 milyondan fazla yolcusuyla Fransa’nın hatta ve hatta Avrupa’nın en işlek tren istasyonudur! 1846 yılında faaliyete açılan istasyon, Fransa’nın başkenti Paris’i Lille üzerinden Belçika’ya bağlamak üzere tasarlanmıştır.

Günümüzde Gare du Nord, Nord ve Pas-de-Calais bölgelerindeki birçok kentin yanı sıra Eurostar sayesinde Belçika, Hollanda ve İngiltere’ye de seyahatler bu gar aracılığıyla yapılmaktadır.

İstasyonun ön cephesinde, bu istasyondan kalkan trenlerin gittiği farklı şehirleri sembolize eden heykeller yer almaktadır. Yani hem dış cephesi hem de iç kısmı bir hayli etkileyici.

5-Rotterdam Centraal-Rotterdam

Mimari açıdan cam, çelik ve ahşabın çarpıcı bir kombinasyonu olarak hizmete giren Rotterdam Centraal, modern Hollanda mimarisinin önemli bir örneği olarak dünya genelinde kabul ediliyor. İstasyon; mimarisi, tasarımı, yenilikçiliği ve sürdürülebilirliği sayesinde dünya genelinde çok sayıda ödül de kazanmayı başardı. Benthem Crouwel Architects, MVSA ve West 8 tarafından ortaklaşa hazırlanan Rotterdam Centraal istasyon projesi 2013 yılında hizmet vermeye başladı.

İstasyonun kuzey ve güney kanatlarının şehirsel karakteri birbirinden oldukça farklı. Kuzey girişi; çevre yerleşim Provenierswijk ve daha az yolcunun giriş yapacağı düşünülerek mütevazi ve sakin bir tasarıma sahip. Kente kademeli olarak bağlanan bu cephedeki girişte büyük mimari çıkmalardan kaçınılmış, yeşil ıslah edilmiş ve istasyon bu noktada daha basit bir hale getirilerek şeffaflaştırılmıştır.

Buna karşılık, şehir merkezi tarafındanda bulunan güney girişi ise yükselen kent merkezine açılan büyük ve modern bir kapı gibi tasarlanmıştır. Salonun çatısı paslanmaz çelik yapıya sahip ve bina ikonik bir karaktere tamda bu bölgede sahip oluyor.

6-Milano Centrale-Milan

Milano Merkez Tren İstasyonu, Avrupa’nın hatrı sayılır tren istasyonlarından biri. 1864 yılında Sempione Tüneli’nin açılmasıyla birlikte artan yolcu sayısışehir trafiği için ciddi bir sorun haline gelmiştir. Milano Centrale de tam bu soruna çözüm olmak için 1931 yılı içerisinde yapılmıştır. Fakat tam yapım yıllarında yaşanan ciddi boyutlu ekonomik kriz bu istasyonun yapılış aşamasında bazı sıkıntılara sebebiyet verse de yaşanan bu sıkıntılar mükemmel bir mimari eserin ortaya çıkmasını engelleyememiştir. 2006 yılında restorasyon çalışmalarına tam 100 milyon euro bütçe harcanan Milano Centrale; sahip olduğu kusursuz duvar işlemeleri, yüksek cam tavanları ve tarihi atmosferi ile kesinlikle tarihi bir müzeden farksız.

Benzer İçerik

Emrah Anıl Demir
Merhaba ben Emrah Anıl DEMİR. 2009 yılında  Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun oldum. An itibariyle Gazi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde yüksek lisans eğitimime, Anadolu Üniversitesi'nde Uluslar Arası İlişkiler  ve Atatürk Üniversitesinde Adalet Bölümünde eğitim ve öğrenim hayatıma devam etmekteyim.
    ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

    Henüz yorum yapılmamış.