Beyoğlu’ndaki eşsiz tarihi binalar ve masalsı hikayeleri
İstanbulun en güzide semtlerinden biri olan Beyoğlu 15 inci yüzyıldan günümüze kadar gelmeyi başaran tarihi binaları ve mimarisiyle dikkat çeken yerler arasında

Osmanlı Devleti’nin taht şehri, modern Türkiye’nin ise göz bebeği olan İstanbul’un en güzide semtlerinin başında gelen Beyoğlu 15’inci yüzyıldan günümüze eşlik eden eşsiz güzellikteki tarihi binaları ve çağlara meydan okuyan zarif mimarisiyle dikkat çeken yerler arasında. Dünyanın sayılı büyük ilçeleri arasında bulunan ve tarih boyunca pek çok kültüre tanıklık eden semt, masallara konu olan tarihi binaları ile sizi geçmişte derin ve muhteşem bir yolculuğa çıkarır.
Gelin bu yazımızda bu yolculuğa beraber çıkalım…
Botter Apartmanı-Türkiye’nin İlk Modaevi

Botter Apartmanı, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan İsveç Konsolosluğunun hemen yanında yer alan tarihi bir apartmandır. Terzi Jean Botter’in talebi doğrultusunda zamanının ünlü mimar Raimondo D’Aronco tarafından yapılan apartman, İstanbul’un en eski ve tarihi binaları arasında bulunur. Dönemin padişahı Sultan Abdülhamid’in hususi terzisi olan Jean Botter, apartmanı hem yaşam alanı hem de terzihane ve butik olarak çok uzun yıllar kullanmıştır. Aslen Hollanda asıllı bir aileden gelen Jean Botter, binaya kendi soyadı olan Botter ismini verir. Bu sayede Botter Apartmanı ismini terzi Jean Botter’dan bizzat almış olur.Botter ailesinin İstanbul macerası ailenin genç oğlunun acı ölüm haberi ile son bulur. Büyük bir kederle İstanbul’a veda eden aile, Botter apartmanını satarak ülkeyi terk eder ve Fransa’nın Paris şehrine yerleşir.
Trajik Bir Hikayeye Sahip Olan Haliç Manzaralı Frej Apartmanı

Bina ismini Lübnanlı Selim Hanna Frej’den alır. Frej ailesi zamanının sosyetesinde yer alan ve devlete borç verecek kadar imkanı olan varlıklı sayılı zenginler arasındadır. 4 katlı Frej Apartmanı’nın tümü Frej ailesine aittir. Binanın mimarisinde bulunan çocuk figürlerinin ailenin çocuklarını tasvir ettiği rivayet edilir. Şişhane’deki Bankalar Caddesi ile Meşrutiyet Caddesinin tam kesiştiği noktada konumlanmış olan Frej Apartmanı, büyük, zarif ve görkemli mimarisiyle klasik Avrupa mimarisinin temel bir örneğini teşkil eder.
Frej Apartmanı’nın hikayesini incelediğimizde maalesef trajik bir öyküyle karşılaşırız. Selim Hanna Frej’in evlatlarından biri olan Angel, evlilik çağına gelince dönemin hali vakti yerinde varlıklı ve yakışıklı gençlerinden biri olan Feridun Dirimtekin ile izdivaç eder. Bu evliliğe müteakip Aysel ismini alan Angel, ailesinden de alışkın olduğu üzere İstanbul sosyetesinde ve davetlerinde arz-ı endam etmeye devam eder. Aysel Hanım’ın hayatındaki büyük ve köklü değişim Feridun Bey’in emekliliği ile başlar. İlk olarak aile yadigarı Frej Apartmanı satılır. Akabinde eşiyle birlikte Nişantaşı’nda bir apartman dairesine taşınmak zorunda kalır. Aysel Hanım için asıl aksilikler eşi Feridun Bey’in vehim bir kaza sonucu ayağını kırması ve kısa bir süre içinde ölmesi ile başlar. Feridun Bey’in ölümü ile başlayan büyük miras kavgaları, evindeki antikaların çalınması ve son olarak da mirasçılar tarafından Aysel Hanımın akıl hastanesine ve oradan da huzur evine gönderilmesiyle devam eder. Aysel hanım, sonunda tıpkı kocası gibi bir çukura düşerek önce ayağını kırar ardından da kısa bir zaman dilimi içinde hayata gözlerini yumar.
İstanbul’un İlk Betonarme Binası- Tarihi Mısır Apartmanı

Adından da gayet açık bir şekilde anlaşılacağı üzere 1870 yılında mimar Hovsep Aznavuryan tarafından, Mısırlı Hidiv Abbas Halim Paşa adına yapılan bina, ismini de tam olarak buradan almaktadır. İstiklal Caddesi ile Acara Sokağı’nın kesişim noktasında yer alan Mısır Apartmanı, 6 kattan oluşmaktadır.
Daha önceki iki yapımızdan farklı olarak daha sade bir hikayeye sahip olan Mısır Apartmanı Mısırlı Hidivi Abbas Halim Paşa’nın ölümünden sonra varisleri tarafından katlara ayrılarak apartman formuna dönüştürülür. 1940 yılında dönemin ünlü iş insanı Hayri İpar binayı satın alır. Hayri İpar’ın oğlu ve varisi Ali İpar aynı dönem, Hollywood yıldızı eşi Virginia Bruce ile bu binaya yerleşir. Bina en ihtişamlı hayatını tam da bu dönemde yaşar; birçok önemli davet, balo ve organizasyona ev sahipliği yapar.
Bina 2000 yılında yeniden satışa çıkarılır ve satılır. 100 yıldan fazla bir süredir mazisini ve tarihi dokusunu korumayı başaran apartman; şair Mehmet Akif Ersoy, Mithat Cemal Kuntay, İsrail Dışişleri Görevlisi Reuven Shiloah’a ev sahipliği yapmıştır. Tüm bu tarihi isimlere ilaveten zaman içerisinde bina Atatürk’ün dişçisi Sami Günzberg tarafından muayenehane olarak, Hüsamettin Cindoruk tarafından ise çalışma ofisi olarak kullanılmıştır.
Kamondo Apartmanı- Beyoğlu’nun En Eski Binası

Komando Ailesi tarafından inşa ettirilen bina, kendine has mimari özellikleri ile tüm dikkatleri üzerine çeker. Serdar-ı Ekrem sokağı üzerinde bulunan bina Galata Kulesi’nin tam hizasında konumlanmıştır. Bina pek çok şair ve yazara zamanında ev sahipliği yapmıştır. Bu şair ve yazarlardan öne çıkanlar ise; Sait Faik, Yaşar Kemal, Orhan Veli, Oktay Rifat, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Melih Cevdet Anday’dır.
Cercle D’Orient (Büyük Kulüp veya Serkildoryan)-Semtin En İhtişamlı Binası

Abraham Paşa’nın şahsi konutu olarak kullandığı bina Fransız asıllı mimar Alexandre Vallaury tarafından yapılmıştır. Dönemin sayılı ve en zenginlerinden biri olan Abraham Paşa, binanın asma katını Büyük Kulüp’e kiralar. Bu sayede Beyoğlu’nun en merak uyandıran binası daha çok ilgi çekmeye başarır. Paris’in ünlü Chavin’in mağazası, dönemin ünlü terzilerinden Mir ve Cottereau’nun dükkanı ve Stavraki’nin berber dükkanı binanın popüleritesine katkı sağlamıştır.
Binanın üst katı briç, bakara ve poker oyunlarının oynandığı Büyük Kulüp tarafından uzun yıllar kullanılmıştır. Kumara zaafı ile bilinen Abraham Paşa, bankadan aldığı borcu zamanında ödeyemeyince bina Osmanlı Bankası’nın eline geçer.
İtalyan Mimarisinden İzler Taşıyan Doğan Apartmanı

1800’lü yılların sonunda Belçikalı Helbig Ailesi tarafından inşa edilen bina uzun yıllar Helbig Apartmanı olarak bilinmiştir. Serdar-ı Ekrem sokağı üzerinde yer alan Helbig Apartmanı kendine özgü mimarisiyle de dikkat çekmeyi başarmıştır. 6 katlı bina ilk olarak açık arttırma usulü ile Mair de Botton’a satılır ve Botton Han ismini alır. Ardından yine el değiştirerek Berlin merkezli Victoria sigorta şirketine satılır ve Victoria Han ismini alır. Bina son adını ise 1942 yılında Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu olan Kazım Taşkent’ten alır. 1939 yılında Alplerde geçirdiği bir kaza sonucu ölen oğlu Doğan’ın adını bu binaya verir. Bu sayede bina isminde büyük bir trajediyi de saklamış olur.
Pera Palace-Tarihle Birlikte Yolculuk Eden Yapı

Meşhur Orient Express’in Avrupadaki saygın duraklarından biri olan ve coğrafyamızın modern anlamdaki ilk oteli ünvanının sahibi olan Pera Palace, saray dışında elektriğin kullanıldığı ilk yer olma özelliği ile diğer tüm yapılardan ayrılıyor. 1892 yılında inşaasına başlanan bina 1895 yılında muhteşem bir balo ile açılır. Neo-klasik, art nouveau ve oryantal stil mimari özelliklerin hepsini içerisinde barındıran otel açıldığı günden günümüze İstanbul’un uluslar arası sembollerinden biri olmayı başarmıştır. Elektrikli asansörün de ilk defa kullanıldığı yapı olan Pera Palace, Dünyaca ünlü pekçok isme ev sahipliği yapmış ve aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün de konakladığı 101 no’lu odayı da koruyarak müze haline getirmiştir.
İstanbul’da doğan Fransız asıllı ve birçok güzel mimari yapıyı İstanbul’a kazandıran ünlü mimar Alexander Vallaury imzasını taşıyan bu yapı otel olarak günümüzde de misafir ağırlamaya halen devam etmektedir.
Narmanlı Han-Sanatçılara İlham Veren Yapı

Beyoğlu’ndaki en eski yapılardan bir diğeri de Narmanlı Han’dır. Narmanlı Han’ın yapımının 19. yüzyılın ilk yarısında olduğu tahmin edilmektedir. Uzun yıllar Rus Konsolosluk binası olarak hizmet veren yapı, 1930 yılında Avni ve Sıtkı Narmanlı kardeşler tarafından satın alınarak bugünkü ismini almış olur. Sanatçıların ilham yuvası olmayı başaran Narmanlı Han, Bedri Rahmi’nin şiirlerini, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’ romanını, ve Aliye Berger’in resimlerini bu yapıda yaptığı biliniyor.
Beyoğlu’ndaki Tarihi Binaların Zaman İçerisindeki Değişimi
Tüm dünyada olduğu gibi Beyoğlu’ndaki yaşanmışlıklara ve farklı kültürlere tanıklık etmiş binalar da yıllar içinde restorasyon çalışmaları ile özüne sadık kalarak değişime uğradı.
Botter Apartmanı, Botter ailesinden sonra müstakil formdan çıkarılarak apartman dairesi şeklinde katlara ayrılır. 1960 yılında banka şubesi olarak kullanılmaya başlanan bina, 1972 yılında Ferit Edgü tarafından reklam ajansı olarak kullanılmaya başlanır. Günümüzde birinci derece korunması gereken kültür varlığı olarak tescillenmiştir.
Frej Apartmanı, mirasçıları tarafından apartman dairesi olarak katlara ayrılmıştır. Yıllarca iş merkezi olarak kullanılan bina, an itibariyle otel olmak için beklemededir.
Mısır Apartmanı’da yine aynı kadere sahip binalarımızdan. Sahiplerinin değişmesi üzerine bina katlara ayrılır. Günümüzde binanın bazı katları restoran, tiyatro, sanat galerisi, lokal ve çalışma alanı olarak kullanılmaktadır.
Kamondo Apartmanı, ise restore edilerek beklenmekte olan büyük İstanbul depremine karşı dayanıklı hale getirilmiştir. Yeni görünümü oluşturulurken orijinaline en yakın mimari özellikler korunmaya çalışılmıştır.
Cercle D’Orient (Büyük Kulüp veya Serkildoryan) 2016 yılında restore edilen diğer önemli tarihi bina arasında yer alır. İç içe geçen kendine has salonlarına sadık kalınarak orijinal görünümü bozulmadan restorasyonu bitirilen yapı, şuan Grand Pera olarak Beyoğlu’na kazandırılmıştır.
Doğan Apartmanı, Beyoğlu’ndaki apartman hayatının başlangıcı olarak kabul edilen binadır. Yapıldığı dönemdeki İtalyan mimari ve şeklini koruyan bina, günümüzde ünlü sanatçılar tarafından yaşam alanı olarak kiralanmaktadır.
Uzun yıllar boş kalıp kullanılmayan Narmanlı Han, aslına maksimum düzeyde sadık kalınarak restorasyonu tamamlanmıştır. Şu an alışveriş merkezi olarak faaliyette olan yapının içerisinde pek çok restoran ve kafe hizmet vermektedir.
Beyoğlundaki Tarihi Binalar ve Mimari Özellikleri
Beyoğlu’ndaki tarihi binalar hem sahip oldukları Batı mimarisi ve Bizans dönemi kalıntıları ile tüm dikkatleri üzerine çekmektedir. Özellikle Art Nouveau tarız mimari akımı binaların yapısında ilk bakışta göze çarpar. Şimdi size kısaca hikayesini anlatmaya çalıştığımız ve değişimine tanıklık ettiğimiz binaların mimarisini tanıtmaya çalışalım.
Art Nouveau akımının ülkemizdeki en belirgin ve iyi örneklerinden biri olarak kabul edilen Botter Apartmanı, zarif ve kıvrımlı dekoratif süslemeleri ile tüm dikkatleri üzerine çeker. Barok stili özelliklerinin görüldüğü Art Nouveau akımının dünyadaki en etkili örneği ise İspanya’nın Barselona şehrinde bulunan Casa Batlló’dur.
Frej Apartmanı da Art Nouveau özelliklerine sahip tarihi binalar arasında bulunmaktadır. Binanın ön cephesinde yer alan süslemeler oldukça fazla olup yan cepheler ise sade bırakılmıştır. Art Nouveau mimarisinin bir başka örneği ise Mısır Apartmanı’dır.
Neo- Klasik tarızndaki mimari ile tasarlanan Kamondo Apartmanı ise bu anlamda akımın İstanbul’daki en güzel ve en muhteşem örneğidir. Dünyada bilinen en önemli örneği ise yine İspanya’nın Madrid şehrindeki Prado Müzesi’dir.
Cercle D’Orient binasında Neo- Klasik mimariye sahip binalar içerisinde yer alır. Doğan Apartmanı da yine İtalyan mimari tarzına sahiptir.
Narmanlı Han, ön cephesi oldukça süslü ve gösterişli mimariye sahip olup, yan cepheleri sade ve yalın tasarımı ile tüm dikkatleri üzerine çeker. Han’ın ortasında yer alan avlu, binayı Art Nouveau etkilerinden ayıran özellikler arasında yer alır.
Alıntı:https://perapalace.com/beyoglunun-tarihi-ve-birbirinden-ihtisamli-apartmanlari/










